Caz Müziği ve Hüzün

Behçet Necatigil (Mehmet Behçet Gönül)’den ilhamla söyleyeyim bazı aşklar nasıl bazı yaşları beklerse kimi dizeler de anlaşılmak için bazı zamanları bekler imiş…

Usta şairimiz Edip Cansever’in bir dizesi; “Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün” işte bu dizeyi de ilk kehribar tanesi gözlerine bakıp da yutkunduğum, içime ateşin düştüğü o gün not almış, yazmışım defterime…

Yıllar geçmiş ve ben sabırla anlaşılmayı ümit ederek yaşamış nihayetinde tüm içtenliğimle anlattıklarımın anlam bulduğu o gün bu sözü zihnimden geçirip o kısacık konuşma sonrası sevinç gözyaşlarına boğulmuştum…

Evet… bir caz müziği gibi gelip geçti zaman Leyla…

Okumaya devam et

Cahit Sıtkı bugün de yarın da okunacaktır

Geçen gün Cluphouse’da benden üç yaş büyük Özgür kardeşimle biraz gevezelik ettik. Kendisi öyle yazıp çizemez ama iyi bir okurdur. Özellikle edebiyat alanında yeni çıkan eserleri, eserlerin sahiplerini hem tanır hem de takip eder. Hatta yeni kalemşörlerden birkaç isim söyleyip sonra güzel bir dille de savundu. -ben kimseyi yermemiştim, konuşası gelmişti- Sonra laf dönüp dolaştı nedense Cahit Sıtkı Tarancı’ya geldi. Özgür abi: “Kim okuyor Yuşa bugün Cahit Sıtkı’yı?” diye sitem dolu bir söz söyledi…

Daha sonra da; “o şiirler”in eskidiğini filan söyledi…

Okumaya devam et

Sûfi ve Şiir

Osmanlı şiiri, tasavvufi bir şiir midir?
Şiirle İslam’ı bağdaştırmak mümkün müdür?
Osmanlı’da şiir nedir?
Tasavvuf şiirinin muhatabı kimdir?
Kıymetli, Mahmut Erol Kılıç Hoca; ‘Sufi ve Şiir’ adıyla (İnsan Yayınları, 2004) yayımladığı kitabında bu soruları yanıtlamıştı. Kitabı okumak yani tam manasıyla okumak bir türlü nasip olmamıştı. Geçen ay yaptığım okumalarda not defterime bir şeyler karalamışım. Nasip bugüne imiş…

Evet kitapla ilgili öncelikle belirtmeliyim ki, ‘Sufi ve Şiir’, Ord. Prof. Fuad Köprülü hocanın “Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıf”ından sonra, bu alanda yapılmış en nitelikli ve kuşatıcı bilimsel çalışmaların başında yer alıyor.

Okumaya devam et

Masal

Sen benim halimi bilemezsin ey yar!
Beynimin içindeki sahnede silinmiş roller yeniden alınıyor!

Bu ritüelin sırrını çözen sahneden dışarıya, aranıza çıkıyor.
Ve eşitler arasında yitirilmiş organlarım ölüler diyarını düşlüyor…

Okumaya devam et

Atamla Söhbet

Gezdiğin yerlere kesretle bakıp
Seni arayıram, hardasan, harda?
Ayrılık gelbimi yandırıp yakıb.
Sense dönmez oldun, dayandın orda…

Kimlere tapşırdın a bahtıkara,
Hayatın dibine atdılar beni.
Kadalı yıllarım mengenesinde
Bin sorgu-suala tutdular beni.

Okumaya devam et

Ferdaya Uzanırken

İçimde gizlenen hüzün artık hüveydadır
Tepemde taşıdığım güneş
Özümdür ayağım altında ezilen
Çektiğim çile mehpareye eş
Ahu gözlerden sessizce figan süzülen
İçimde gizlenen hüzün artık hüveydadır
Maveradan süzülüp de gelen ahudu
Şule hüzmesi gibi dal içime sevgili
Hummalı yüreğim daha da yansın
Sevda zührede, zühre kırık aynada gizli
Mezarımı kazsın mezar taşımı yazsın

Maveradan süzülüpte gelen ahudu

Okumaya devam et

Şiir Üzerine Lakırdılar

Şiir için gerek eski, gerek yeni şairler öyle tanımlamalar kullanmışlar ki inanın hepsi birbirinden şirin ve güzel ifadelerle bezeli…
Şiirin her insanın kendi dünyasında bir tanımı madem var o halde bizce şiir; müşahhası muhayyilenin potasında eriterek tecridin imbiğinden geçirme ve idrak üstü bir incelikle zekaya ürperti vererek kelimelere her okuyanın kendi ruh haline göre ahenk, anlam veya mana kazandırma sanatının adıdır diyebiliriz…

Okumaya devam et