Açık Deniz Kenarında

Geçen hafta pazar günü kitaplığımı karıştırırken Necatigil okumayı canım çekti… İnsanın canı yazar okumayı çeker mi? Yani âşıkların birbirini görmeyi canı nasıl çekebiliyorsa yazarı da pekâlâ çekebilir değil mi?

Her ne ise, yazarın kitaplığımda neredeyse bütün şiir kitapları varmış. Hangi ara almışım bu kitapları hatırlamıyor olsam da elimdeki tüm kitapları bir araya getirip her haftasonunda kendim için Necatigil okuma günü planladım hızlıca…

Okumaya devam et

Geri Dönmemek Üzere Gitmek

Bahtsızdır bazı insanlar… Nereye dokunsa hüzün bulaşır… Çocukluğumdan beri ben de bahtsızım. Neye sevgi duymuş, neye gönül vermişsem hüzün bulaşır… Sanırım ruhumu elinde tutan beni böyle seviyor, belki de yalvarmam hoşuna gidiyordur. Oysa benim O’na yalvarmam O’nda neyi fazlalaştırır ya da neyi eksiltir?

Her ne ise, girmek istemiyorum böyle şeylerin derunine…

***

Okumaya devam et

Kim Suçlu?

Bu ülkede son yirmi yıldan bu yana muhafazakârların ne kadar muhafazakâr olduklarını gördük! biliyoruz da peki muhafazakâr olmayan laik kesimin muhafazakâr olup olmadıkları hakkında ne biliyoruz acaba? Türkiye’nin bir karşıtlıklar ülkesi olduğu hakkında hemfikiriz. Hatta XIX. yüzyılın başından itibaren, entelektüel tarihini bile bu ikili karşıtlıklar üzerine kurduğunu söyleyebiliriz.

Okumaya devam et

Sevgiliden Ayrılmak; “Ateşten Bir Ok”

Sevgiliden ayrılmak, insanın gerçek kendisine iç alemine yönelmesinin ilk adımı.. İnsanın kendisini, ait ve alakadar olmaması gerekenden ayırabilmesi için atmak zorunda kaldığı ilk adımıdır bu.. Hiç istemeden atılır boşluğa insan, istemeden düşer uçurumdan. Düştüğü yerden gerçek yerine doğru kalkar. Şairin “ateşten bir ok” dediği sevgiliden ayrılık, bir kemal, bir olgunluğa taşır insanı. Pervanenin yanması gibi bir yangınla yanarsa insan -ki bu ancak ölüm gibi bir acıyla ayrılmaktan geçer- gerçek sevgiliye doğru bir yakınlaşma imkânı bulabilir. İşte bu sebeple hiçbir şey yazıldığı ve okunduğu gibi değildir aslında…

Okumaya devam et

Dünya Bile Eksik…

Hakiki bir acı, insanı yapay bir sevgiden ve sevinçten daha dirayetli tutuyor. Bu yüzden acılarıma, sevinçlerime, dertlerime, zaaf ve kusurlarıma ortak ettiğim okuyuculara selam eder, okuma zahmetinde bulundukları için teşekkür ederim… Neylersiniz, insan baştan aşağı kusurlarıyla yine de insan, yine de insan… Dünyamız bile tepeden tırnağa kusur içinde ve bunu bizler geç fark ediyoruz gibi geliyor bana.

Okumaya devam et

Servet-i Fünûn Romanlarında Yarın

İki parmağımın arasında duran sigarayı dudaklarımın arasına götürmeye mecalim yok! Ama bir taraftan da yazma isteğim parmaklarımın ucunu karıncalandırıyor. İçimdeki bu yazma arzusunun bir lanet mi yoksa bir lütuf mu olduğunu hala anlamış değilim…
Ne ise, konumuz ben ve ruh halim değil, konumuz bu ülke insanlarının sorunları… Aslında sosyal medyadan tamamen el ayak çekmeyi düşünüyordum, bunun için Facebook’u ve İnstagramı kapattım. Sonra “Cluphouse” programı ile tanıştım. İlginç bir program. Burada bir odaya davet edildim. Edebiyat üzerine konuşma yapan Orçun Üçer Bey’i dinledim. Sonra Harun Korkmaz, Mehmet Yalçın gibi alanında uzman iki akademisyen kardeşlerimizin de edebiyat, sanat, tarih ve meşke olan katkıları beni alıp o huzurlu olduğum gençlik dönemlerime götürüverdi.

Okumaya devam et

Vakt-i Şiir

Başka konularda biraz fazla eğleştim mi, dostlarım sesleniyor oradan: “Şiire dön Yuşa abi , şiire…”
Evet, şiirin geniş, kuşatıcı ve diriltici evrenine çağırıyor aslında dostlarım…
İnsanı kirlerden, belki yaşadığımız günlerin kara’sından ancak şiirin temizleyebileceğine inanıyor.
Haksızlar mı?

Okumaya devam et

Güven(mek)

İnsani ilişkileri aydınlatan bir güneş: Güven. Onun ışığı altında, şüpheye, tereddüde, droplu herhangi bir düşünceye yer olamaz! Felsefesi berrak ve net: Beraet-i zimmet (suçtan arınmışlık) asıl olan…

Yaratılış serüveni masumiyetle başlar, adaletin kurumsal yapısı suçsuzluk esası üzerine kurulur, insani münasebetler bu anlayış üzerine temellendirilir. Aykırı durumlar arızi, istisna. Kurala dönüştürülmeleri, kurumsal niteliğe büründürülmeleri ne doğru ne de doğal.

Okumaya devam et

Masal

Sen benim halimi bilemezsin ey yar!
Beynimin içindeki sahnede silinmiş roller yeniden alınıyor!

Bu ritüelin sırrını çözen sahneden dışarıya, aranıza çıkıyor.
Ve eşitler arasında yitirilmiş organlarım ölüler diyarını düşlüyor…

Okumaya devam et