İstanbul; Erguvan, Lale ve Plastik Çiçek

Tanpınar; “Yaşadığım Gibi”deki bir yazısında; “Sonra bir gün asıl baharla, halkın dilindeki baharla karşılaşırsınız.” diyor. Sanıyorum İstanbul’da bu günlerde o bahar tütmeye başladı… Tabii ki görmesini bilenler için bu böyle.

“Yolunuzun üzerindeki bodur erik ağacı bir gecenin içinde Pompei fresklerinin o meşhur florası gibi çiçek açar, büyü ve saltanat olur. Ertesi günü, bir türbenin parmaklığı üzerinden bir erguvan dalı, sanki gözlerinizin önünde, ağır bir ölüm uykusundan uyanmış gibi gülümser, gerinir. Bir hamle daha, kapınızın üzerindeki salkım ağacı çiçeklenir, bütün duvar ve avlu bir Diyonizos ayini gibi mor bir ışık içinde kalır. Ve İstanbul baharı vadiden vadiye, tepeden tepeye akislerle çoğalır.”

Okumaya devam et

Kendi(m) ile Tanışmak…

“Bir varmış bir yokmuş” diye başlardı masallar… İlk önce var olması gerekenler anlatılır, arkasından olmaması gerekenler sıralanır, sonra büyük sevinçle dolan minik yürekler anlatılan masalın huzur verici içtenliği ile gözlerini kapatır tatlı hayallerle uyurlardı…

***

Yaşı 40’lara karışmış bir insan olarak o çocuksu, masalsı, huzurlu ve mutlu günleri ben de yaşıyorum artık. Fakat masalsı bu hayatımın giriş, gelişme bölümü olsa da sonucunun henüz olgunlaştıramadığımı da belirtmiş olayım. Lakin yine de olması gerekenleri, olmaması gerekenleri, sonra bıraktığı izleri anlatmalıyım.

Evet, benim masalsı günlerim bir yaz günü onun gözlerinin içine bakmam ile başlamıştı… Tabii o laf dinlemez, irade tanımaz duygularımın bir dakika içinde nasıl esiri olduğumu bugün bile anlayabilmiş değilim.

Okumaya devam et

Şahmerdan Yürekli

Bilirim,
Yaşamak; göze çekilen sürme, caddelere çekilen taat gibi
Yaşamak; yaylım alaz ortasında içilen tuzlu su gibi
Ey Yar! Ben senin o gül hatrın için,
Sarsılamaz denilen hakikatleri alaşağı ederim
Gölgende güneşi kavur, dünyaya meydan okurum.
Ortasından başlıyorum yağmaya bu yüzden hayatın,
Diyorum ki yaranın kirini bıçağın koru çıkartır ortaya
Bir yüz görümlüğüne sökün eden sancılar girer bağrıma
Yar zülfüne ilişmenin kefareti, sancı sancı çıkar ortaya
Anlarım ki kış gelir, dudaklarında şarkını sam yelleri kurutur
Rüyama elimle koyduğum kâbusların kerameti çözülür
Hep sağlam davarlara yaslarım sırtımı,
Duvarın sırtında sağlam kalsın diye yaslarım…

Okumaya devam et