İçtenliğin Karşılığı…

Şu sıralar kendimden ara sıra da olsa şüphe etmiyor değilim… Özellikle içimde yeşerttiğim, yaşattığım, büyüttüğüm derin duyguları dizginleyememek beni düşündürmüyor değil… Yaşı kırklara karışmış hatta kırkını aşmış biri olarak ben de hislerimi, düşüncelerimi sevdiklerime veya okuyucularıma dile getirirken delikanlıca yazmaya çalışıyorum. Fakat bunca zaman ne bir delikanlının ne de canımdan çok sevdiğimin dikkatini henüz çekebilmiş değilim…

Acaba diyorum klişeleşti mi söylediklerim? Basmakalıp teselli cümlelerimde oyalayıp duruyor muyum kendimi? Bir zamanlar arkadaşlarla gençlik dönemlerimizde iken miadını doldurmuş yazarlardan şikâyetçi olurduk. Sanıyorum çekiştirilme sırası şimdi bana geldi artık…

Okumaya devam et

Dünya Bile Eksik…

Hakiki bir acı, insanı yapay bir sevgiden ve sevinçten daha dirayetli tutuyor. Bu yüzden acılarıma, sevinçlerime, dertlerime, zaaf ve kusurlarıma ortak ettiğim okuyuculara selam eder, okuma zahmetinde bulundukları için teşekkür ederim… Neylersiniz, insan baştan aşağı kusurlarıyla yine de insan, yine de insan… Dünyamız bile tepeden tırnağa kusur içinde ve bunu bizler geç fark ediyoruz gibi geliyor bana.

Okumaya devam et

Zaman Su Gibi Akıyor

Zaman su gibi akıyor gerçekten. Kapkaranlık hiç ışık görmemiş günahların perdelendiği bir gecenin biraz daha uzamasını dilemenin de hiçbir anlamı yok. Fakat aydınlık, er geç cürmümüzün perçeminin bir ucundan yakalayıp, yüzümüzü utanç kırmızısına boyar bir gün…

Evet, hiçbir suç sahibinde kalmayacak. Öyle vaat edilmiş bize. Evet, her suç için bir mahkeme, er geç kurulacak ve dahi mutlaka bir hüküm verilecek…

Okumaya devam et

Hayat Çizgilerimiz

Bazı çizgilerin sonunu yaşamak çoğu kez acı veriyor insana. Ama onlar ne yaparsanız yapın mutlaka yaşanacak…

Evet, günün ışığı kayboluyor, yani gündüzün aydınlığı körleşiyor. Hür türlü eylem ve hareketler hep değişmek zorunda. Aydınlık ve karanlığın farklılığı insanı müthiş değiştiriyor, sarsıyor… Gözbebekleri büyüyor insanın, ruh adeta boyut değiştiriyor. Yarın güneş yine doğacak belki ve belki gözlerimiz ufuk çizgisini bir daha yakalayacak… Ama bugün bitmiş olacak ve bugün bir daha yaşanmayacak…

Okumaya devam et

Leyla ne demek?

Bir

Gerçeklerden sıyrılıp hayallerde yaşamak mı, yoksa gerçekleri kabullenip hayallere hapsolmak mı? Bu soru uzun süre kafasını karıştırıyordu. Aslında bu soru aklından geçen yüzlerce sorudan birisiydi sadece. Fakat insanı nasıl da can evinden vuruyordu. Nasıl da Leyla’yı gözbebeklerinden kıskıvrak yakalıyor, müthiş sancılarla bir boşluğa savuruyordu.

Okumaya devam et

Fırtına

Her fırtına içinde bir güzellik taşır. Bu sebeple rahmetin de habercisidir fırtına… Öyle görüntüsüne bakıp korkmayın zira hemen yağmur gelecektir ardından; bağrı yanmış toprak, susuz kalmış bitki, dilsiz hayvan ve düşünen insanlar bu bereketten dilediği kadar istifade edecektir. Böylece yer ile gök arasında bir bağ kurmamızı da sağlayacaktır fırtına…

Okumaya devam et

Adanalı Kurtça’nın Aşk Hikâyesi

love-story-770x513

İstanbul’u bilir misiniz? Hayır, hayır benim kadar asla bilemezsiniz. Bir gece de İstanbul’un içini 400 km kat ederek gezen, gezerken de her tel, tür, tevir, cins ve ırktan insan taşıyorsanız gerçek İstanbul’un hatta Türkiye’nin gerçek yüzünü benim kadar iyi bilemezsiniz. Bu hususta hiçte öyle mütevazi olamayacağım ki hatta İstanbul üzerine şiir, nesir, öykü, roman, deneme, eleştiri, inceleme yazıları yazmış kelli – felli yazar abi, abla ve amcalardan bu şehri daha iyi tanıyorum, daha iyi biliyorum diyebilirim.

Şahsen bana İstanbul ile ilgili hangi soruyu sorarsanız sorun cevaplayabilirim. Bu sorunuz istanbul’un; kafeleri, pavyonları, bar ve diskoları, cami, mezarlık ve mesire alanlarının nerede olduğu ile ilgili de olabilir, tarihi, turistik yerleri de olur hiç fark etmez anında size google gibi cevap verebilirim. İstanbul’un tarihini size bir edebiyatçı, bir şair, bir vali gibi tek tek anlatabilirim. Bu şehirde nerede ne zaman neler yaşanmış sorsanız tane tane anlatırım…

Okumaya devam et

Ah Carpe Diem!

Manaymış, ruhmuş hepsi ila cehenneme zümera

Gönül eğlence ister, düşünce yeri değil bu dünya

muhyem

carpe-diem_orig

Ah Carpe Diem! Yazın kavuran sıcağında çatlamış dudaklarıma serpilen de sen misin? Kokusu saklı çiçeklerden efsûnî kokuları keşfeden de kim? Ağlanası yerlerde şen kahkahalarıyla “amaaan” tadında vurdumduymazlık nidaları savuran da sen olmalısın. Rüya ile gerçeği birbirinden ayıramayan biriciğim. “Ah zavallım” makamında hayran olduğum. Üstüne titremeyişin neden?

Okumaya devam et

Kültür ve Medeniyet

Kültür ve medeniyet birbiriyle aynı anlamı çağrıştırsa da ikisi de birbirinden ayrı ayrı şeylerdir. Thrurnwald göre medeniyet (ya da uygarlık), teknik donanım ve bilgidir. Kültür ise, bir insan topluluğundaki sosyal ilişkilerin yapısı, zihniyet ve değerlerdir. Birlikte yaşama esnasında oluşan geleneklerin, kurumların ve fikirlerin meydana getirdiği sistem kültürdür.

1568300615_Icerik

Demek ki kültür, toplumun yaşama ve değerlendirme tarzıdır.

Okumaya devam et