Çit Filminin Düşündürdükleri (Rabbit-Proof Fence 2003)

Beyazperdeye gerçek bir hayat hikayesinden aktarılan filmin kitabını ne zaman okudum hatırlamıyorum. Dün gece uykum kaçtı, sırf uykum gelsin diye seyrettiğim filmi iki kere arka arkaya not alarak seyrettim. Bir baktım tam 4 sayfa el yazımla not almışım… Filmin de kitabın da üzerimde etkisini yadırgamıyorum, ancak bu üç tatlı kızın hikayesi gerçekten insanın yüreğini burkuyor…

Okumaya devam et

Dünya Bile Eksik…

Hakiki bir acı, insanı yapay bir sevgiden ve sevinçten daha dirayetli tutuyor. Bu yüzden acılarıma, sevinçlerime, dertlerime, zaaf ve kusurlarıma ortak ettiğim okuyuculara selam eder, okuma zahmetinde bulundukları için teşekkür ederim… Neylersiniz, insan baştan aşağı kusurlarıyla yine de insan, yine de insan… Dünyamız bile tepeden tırnağa kusur içinde ve bunu bizler geç fark ediyoruz gibi geliyor bana.

Okumaya devam et

Dilin Düşündürdükleri

Günlük hayatta herkes bir şeyler konuşur ya da konuşmak ister. Herkesin anlatacağı bir şeyler vardır. Yani bu bir şeylerin içinde bir de başımıza aydın kesilen entel düşünürlere şu sıralar televizyonda tahammül dahi edilmiyor. Oturdukları yerden binlerce insanın gözünün içine baka baka nasıl da boş konuşuyorlar anlamak mümkün değil! Cidden ne kadar da dili ağzına bol gelen bir millet olduk biz!. Hani konuştuklarının ve sözlerinin içi dolu olsa diyeceğim ki tamam vallahi bu sözle her şey satın alınır.. Konuştuğumuz dili düzgün ve güzel kullanmak, yani muhtevâ olarak meşrû, üslûp olarak güzel ve dengeli konuşmak, hem âhiret, hem de dünyamız açısından hayli önemlidir. Hem öyle bir dinin böyle güzel yaşantısına nispet yapar gibi kelimeler ağızlardan saman alevi gibi nasıl da çıkıveriyor şaşıyorum… Öyle anlar oluyor ki konuşulan cümleler bazen insanın kalbine hançer gibi saplanıp kalıyor bu herkesin iş yerinde patronundan, çok sevdiği bel bağladığı sevgilisinden, babasından, ablasından, halasından, teyzesinden, dostundan, arkadaşından vs.. başına gelmiş bir hadisedir. Hatta keşke böyle konuşmasa da bana bir ton dayak atsalar daha evla diyenler dahi olmuştur. Ya hû kimse bir sözden ne çıkar canım diyemez ki bir sözden cennet de çıkar cehennemde.

Okumaya devam et

Zaman Su Gibi Akıyor

Zaman su gibi akıyor gerçekten. Kapkaranlık hiç ışık görmemiş günahların perdelendiği bir gecenin biraz daha uzamasını dilemenin de hiçbir anlamı yok. Fakat aydınlık, er geç cürmümüzün perçeminin bir ucundan yakalayıp, yüzümüzü utanç kırmızısına boyar bir gün…

Evet, hiçbir suç sahibinde kalmayacak. Öyle vaat edilmiş bize. Evet, her suç için bir mahkeme, er geç kurulacak ve dahi mutlaka bir hüküm verilecek…

Okumaya devam et

İnsanoğlu İz Bırakmalı Sözcükleriyle Kalpten Kalbe

Rüzgâr, geçtiği yerde ince dalları kırar. Bulutlar ise gökten yeryüzündeki toprağa sesleniverir, toprak ise suya kanınca toprak olur imiş… Hani, kozasından çıkan kelebekler, bir uçumluk ömürlerinde nakış nakış süslerler yerzüyünü, binlerce esin kaynağı olurlar şairlere, ressamlara, gerçek sanat erbaplarına… Hüzün ise derin bir çizgi bırakır insanın alnına, ölüme dek taşınacak. Her şey, bir şey bırakır geçtiği yerde yani bu iz, belki hoş bir sedâdır aslında…

Okumaya devam et

Kültür ve Medeniyet

Kültür ve medeniyet birbiriyle aynı anlamı çağrıştırsa da ikisi de birbirinden ayrı ayrı şeylerdir. Thrurnwald göre medeniyet (ya da uygarlık), teknik donanım ve bilgidir. Kültür ise, bir insan topluluğundaki sosyal ilişkilerin yapısı, zihniyet ve değerlerdir. Birlikte yaşama esnasında oluşan geleneklerin, kurumların ve fikirlerin meydana getirdiği sistem kültürdür.

1568300615_Icerik

Demek ki kültür, toplumun yaşama ve değerlendirme tarzıdır.

Okumaya devam et

Yamaçların Çığlığı

images

Dik yamaçlardan sert çığlıklar kopuyordu.

Şimşek çaktırıyordu, denizin tam yüreğinden

Yağmur ardı renkli bir gökyüzü yağıyordu duygulara

Sessizce sular duruluyordu, coşkun dalgalara inat

Kocaman daireler çiziyordu deniz yüzüne

“Bu seda başka seda” dedi zamanın bilgeleri

Kartal selâmına yorumladı duyabildiği sezgileri

Dağlı avcının ateş dumanı gibi selâm vererek

Yok oluş kaygılarından, varlığa kapı aralatır kimileri.

Okumaya devam et

Herkesin Ağzında Sakız Olan O Kelime : “Yalnızım”

1

Hani biri gelecekmiş gibi, o pencereden bu pencereye telaş içinde koşuşturmalar içindedir insan… Gözleri, aşağıdaki yokuşu arşınlar sürekli. İstem dışı bir tike uğramış gibi ayakları koşuşturup durur devasa evin kendisine dar gelen odalarında. Kulaklar kapıya dayanmış, bir “tık” sesinin yoğun özlemindedir. Saniyeler zamanı örerken, hep aynı kelime desenlenir onun üzerinde. Hep bir bekleyiş anı şiirinden ilham alır tabii ki örücü…

Evin tüm duvarları coşkulu bir türkü söylemeye çalışır aslında insana; yalnızlığını, bekleyişini paylaşmak istercesine… Fakat insan, onların ezgilerini parçalayan bir sesle haykırır, “yalnızım” diye. Sesinin, bütün artistik kalıpları parçaladığı yerde, bekleyiş doğruya ulaşır. Duvarlar susar o vakit, her şey, tüm eşyalar susar. Belki utanırlar. Çünkü onlar da yalnızlaşırlar aniden…

Okumaya devam et