Sevgiliden Ayrılmak; “Ateşten Bir Ok”

Sevgiliden ayrılmak, insanın gerçek kendisine iç alemine yönelmesinin ilk adımı.. İnsanın kendisini, ait ve alakadar olmaması gerekenden ayırabilmesi için atmak zorunda kaldığı ilk adımıdır bu.. Hiç istemeden atılır boşluğa insan, istemeden düşer uçurumdan. Düştüğü yerden gerçek yerine doğru kalkar. Şairin “ateşten bir ok” dediği sevgiliden ayrılık, bir kemal, bir olgunluğa taşır insanı. Pervanenin yanması gibi bir yangınla yanarsa insan -ki bu ancak ölüm gibi bir acıyla ayrılmaktan geçer- gerçek sevgiliye doğru bir yakınlaşma imkânı bulabilir. İşte bu sebeple hiçbir şey yazıldığı ve okunduğu gibi değildir aslında…

Okumaya devam et

Dünya Bile Eksik…

Hakiki bir acı, insanı yapay bir sevgiden ve sevinçten daha dirayetli tutuyor. Bu yüzden acılarıma, sevinçlerime, dertlerime, zaaf ve kusurlarıma ortak ettiğim okuyuculara selam eder, okuma zahmetinde bulundukları için teşekkür ederim… Neylersiniz, insan baştan aşağı kusurlarıyla yine de insan, yine de insan… Dünyamız bile tepeden tırnağa kusur içinde ve bunu bizler geç fark ediyoruz gibi geliyor bana.

Okumaya devam et

Sistematik Yalnızlık

Hitler Almanya’sının yaptığı canavarca katliamların bir diğeri de Yahudilerin “Holokost” dediği: “Engellilerin Öldürülmesi” hadisesiydi… Üstün Alman ırkı için; fiziksel, zihinsel açıdan bir takım özelliklerini yitirmiş insanlar ve özellikle de yaşlılar, yararsız oldukları düşünülerek Nazilerce yaşama hakkı tanınmamıştı. Bu yüzden üstün Alman ırkı için tüm kurbanların cesetlerini “krematoryum” denilen büyük fırınlarda yakılması emri verilmişti.

Naziler, toplum için bir fayda sağlayamayan özellikle bu engelli yaşlıların fırınlarda yakma girişimi düşüncesinden önce onları sistematik olarak yalnızlığa itip kendi başlarına ölmelerini sağlamıştı. Daha sonra ise canlı canlı dev fırınlarda yakılmalarını istemişti.

Peki Türkiye’de bizim yaşlıların durumu ne hiç merak ettiniz mi?
Hem de öz çocukları tarafından büyüklerine ihanet edip öz anne babalarını sistematik olarak yalnızlığa itmelerine ne demeliyiz?

Okumaya devam et

Tok Karnına “Yalnızlık” Senfonisi

Hiçbir güç, büyümeyi önlemeyi mümkün kılamaz ve büyüyen yalnızlıklarımızı… Zira, büyüdükçe yalnızlaşıyor insan. Kendine dönüyor, aynaya bakmaksızın kendini görmeye yöneliyor. Yoğun bir arayış bu. Yaratıldığı çamuru, yaşamanın gerçeğini arama senfonisi. Adem’e ulaşmak istercesine zorluyor insan kendini, bunalıyor, gerginleşiyor, asabileşiyor…

Okumaya devam et

Kör Karanlıklar İçinde Terennüm

img-20180922-wa0000

Biliyordum içimdeki sıkıntıyı. İsyanın verdiği ezikliği parça parça hissediyordum yüreğimde. Biliyordum kalbimin neden neşesiz olduğunu ve bedenimin küskünlüğünü. Penceremdeki sarmaşıklara güveniyordum. Mavi mor şapka gibi açmış sarmaşıklara. Ve ruhumu çepeçevre saran yalnızlıklara. Yalnızlıklara inanıyordum. Beni bir an huzura erdiren seraplara.

Okumaya devam et