Uyaroğlu ve Birsel’in Hatırlattıkları

İsmail Uyaroğlu, çok okuduğum bir şair değildi. İsmini bir gece önce cluphouse konuşmasından sonra duydum desem bu ayıp da bana yeter herhalde… Şairin güzel, can alıcı dizeleri var şiirlerinde. Geçen gün Orçun bahsedince şiirlerine baktım. “Lanettayin Bir Şair (2004).” kitabına aldığı bir şiirine rastladım. “Kıyamet Alametleri” başlıklı bir ikilik:
“Bütün simitçilerde yetkili satıcı çalımı
Yüksek şair çalımı bütün çömezlerde.”
Yaşadığımız çağın, içinde bulunduğumuz zamanı gerçekten çok iyi anlatmış ikiliğiyle. İşte, bu çağ; çalım ve çalımlanma çağı…

Okumaya devam et

Kendi(m) ile Tanışmak…

“Bir varmış bir yokmuş” diye başlardı masallar… İlk önce var olması gerekenler anlatılır, arkasından olmaması gerekenler sıralanır, sonra büyük sevinçle dolan minik yürekler anlatılan masalın huzur verici içtenliği ile gözlerini kapatır tatlı hayallerle uyurlardı…

***

Yaşı 40’lara karışmış bir insan olarak o çocuksu, masalsı, huzurlu ve mutlu günleri ben de yaşıyorum artık. Fakat masalsı bu hayatımın giriş, gelişme bölümü olsa da sonucunun henüz olgunlaştıramadığımı da belirtmiş olayım. Lakin yine de olması gerekenleri, olmaması gerekenleri, sonra bıraktığı izleri anlatmalıyım.

Evet, benim masalsı günlerim bir yaz günü onun gözlerinin içine bakmam ile başlamıştı… Tabii o laf dinlemez, irade tanımaz duygularımın bir dakika içinde nasıl esiri olduğumu bugün bile anlayabilmiş değilim.

Okumaya devam et

Hayat Çizgilerimiz

Bazı çizgilerin sonunu yaşamak çoğu kez acı veriyor insana. Ama onlar ne yaparsanız yapın mutlaka yaşanacak…

Evet, günün ışığı kayboluyor, yani gündüzün aydınlığı körleşiyor. Hür türlü eylem ve hareketler hep değişmek zorunda. Aydınlık ve karanlığın farklılığı insanı müthiş değiştiriyor, sarsıyor… Gözbebekleri büyüyor insanın, ruh adeta boyut değiştiriyor. Yarın güneş yine doğacak belki ve belki gözlerimiz ufuk çizgisini bir daha yakalayacak… Ama bugün bitmiş olacak ve bugün bir daha yaşanmayacak…

Okumaya devam et