Kendi(m) ile Tanışmak…

“Bir varmış bir yokmuş” diye başlardı masallar… İlk önce var olması gerekenler anlatılır, arkasından olmaması gerekenler sıralanır, sonra büyük sevinçle dolan minik yürekler anlatılan masalın huzur verici içtenliği ile gözlerini kapatır tatlı hayallerle uyurlardı…

***

Yaşı 40’lara karışmış bir insan olarak o çocuksu, masalsı, huzurlu ve mutlu günleri ben de yaşıyorum artık. Fakat masalsı bu hayatımın giriş, gelişme bölümü olsa da sonucunun henüz olgunlaştıramadığımı da belirtmiş olayım. Lakin yine de olması gerekenleri, olmaması gerekenleri, sonra bıraktığı izleri anlatmalıyım.

Evet, benim masalsı günlerim bir yaz günü onun gözlerinin içine bakmam ile başlamıştı… Tabii o laf dinlemez, irade tanımaz duygularımın bir dakika içinde nasıl esiri olduğumu bugün bile anlayabilmiş değilim.

Okumaya devam et

Adanalı Kurtça’nın Aşk Hikâyesi

love-story-770x513

İstanbul’u bilir misiniz? Hayır, hayır benim kadar asla bilemezsiniz. Bir gece de İstanbul’un içini 400 km kat ederek gezen, gezerken de her tel, tür, tevir, cins ve ırktan insan taşıyorsanız gerçek İstanbul’un hatta Türkiye’nin gerçek yüzünü benim kadar iyi bilemezsiniz. Bu hususta hiçte öyle mütevazi olamayacağım ki hatta İstanbul üzerine şiir, nesir, öykü, roman, deneme, eleştiri, inceleme yazıları yazmış kelli – felli yazar abi, abla ve amcalardan bu şehri daha iyi tanıyorum, daha iyi biliyorum diyebilirim.

Şahsen bana İstanbul ile ilgili hangi soruyu sorarsanız sorun cevaplayabilirim. Bu sorunuz istanbul’un; kafeleri, pavyonları, bar ve diskoları, cami, mezarlık ve mesire alanlarının nerede olduğu ile ilgili de olabilir, tarihi, turistik yerleri de olur hiç fark etmez anında size google gibi cevap verebilirim. İstanbul’un tarihini size bir edebiyatçı, bir şair, bir vali gibi tek tek anlatabilirim. Bu şehirde nerede ne zaman neler yaşanmış sorsanız tane tane anlatırım…

Okumaya devam et