İstanbul; Erguvan, Lale ve Plastik Çiçek

Tanpınar; “Yaşadığım Gibi”deki bir yazısında; “Sonra bir gün asıl baharla, halkın dilindeki baharla karşılaşırsınız.” diyor. Sanıyorum İstanbul’da bu günlerde o bahar tütmeye başladı… Tabii ki görmesini bilenler için bu böyle.

“Yolunuzun üzerindeki bodur erik ağacı bir gecenin içinde Pompei fresklerinin o meşhur florası gibi çiçek açar, büyü ve saltanat olur. Ertesi günü, bir türbenin parmaklığı üzerinden bir erguvan dalı, sanki gözlerinizin önünde, ağır bir ölüm uykusundan uyanmış gibi gülümser, gerinir. Bir hamle daha, kapınızın üzerindeki salkım ağacı çiçeklenir, bütün duvar ve avlu bir Diyonizos ayini gibi mor bir ışık içinde kalır. Ve İstanbul baharı vadiden vadiye, tepeden tepeye akislerle çoğalır.”

Okumaya devam et

Boşversene Sen Niye Beklemeli

Boşversene sen niye beklemeli
Sıktı artık bu kent beni
Çekip gitmeliyim hiç düşünmeden
Bulmalıyım aradığım o yeri
Şiirmiş, bilgelikmiş, her neyse
Ne varsa benden kalsın geride
Kalsın o yalanlar, o yalan ilişkiler de
Ve ölümler ki sevdanın ikiz doğurduğu
Yetsin, taşımak istemiyorum hiçbirini yedeğimde
Nerdesin ey benim her gün yeniden doğan oğlum
Sevginin çoğul oğlu
Senin ülkende yalnız bütün özlemler
Bilirim yalnız orda, içtenlik, erinç, çoşku
Bayrağında bir tek çiçekli dalla
Orda uçsuz bucaksız
Olanca görkemiyle bir erguvan imparatorluğu

Okumaya devam et