Ciddiyet Kültürümüz

Ciddiyet; düşünce, hal ve davranışları anlamlı kılan metafizik bir üslup. Hakkın, hakikatin kimlik ve kişilikte yoğunlaşmasından hasıl olan tabii vuzuh. Gerçek aydınlanma ciddiyet ile mümkün. Gerisi, oyun, eğlence; gerisi karanlık ve zulmet.

Varlığa vurulan ilk aşı ciddiyet. “Elbette Biz göğü, yeri ve aralarındakileri oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık”.(21/16); “Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri eğlencelik yaratmadık. Hayır, onları hak üzere yarattık. Ne ki onların çoğu bunu anlamazlar.” (44/38,39) ayetleri söz konusu hususun vahiy belgesi. Fıtrat merkezi adres. Ondan uzaklaşmak hüsrana yaklaşmak, demek.

Kaybedilen değerlerin envanteri bunun göstergesi. Laubalileşmenin bedelini ödüyoruz. Ciddiyete sırt çevirip yürüdüğümüz yolun bizi daha nasıl acı felaketlere doğru sürüklemekte olduğunu kestirmek hiç de zor değil. Kıyametimizi hazırladığımızın farkındayız. İhmalimizin ürkütücü yanı da böylesine bilinçli gaflet. Kötü paradoks ya da henüz adı konulmamış sendrom.

Selametimiz için gerekli olan, ciddiyet endazeli bakış açısına sahip bulunmak. Her varlığın var ediliş sırrını keşif. Mikro-makro kozmozda bilim ve tefekküre şekil veren inancın refakatinde sürdürülecek mücadelelerle dolu ciddiyet yolculuğu… Bohemliğin müptezel doktrinlerine karşı verilmesi elzem natürel dogmatik kavga..

İman ahlakının özü ciddiyet. Her yeri huzuru ilahi bilme şuurunun bütün keyfiyet katmanları ciddiyeti amir. Hesaba çekilmeden evvel kendinizi hesaba çekin, Nebi (a.s.) fermanı, öte alem yörüngeli yaşamaya teşvik yanında hayatın bütün karelerinde ciddi olmaya da davet. Peygamberler, ciddiyete en zirve en ideal model. İsyanı çağrıştıran en basit hale dahi kapalı melekler, sadece kendilerine emredileni yapmaları ve emir dışı bir işe karışmamaları edepleriyle her biri nura bürülü ciddiyet. Ve vahiy kaynaklı her kelime, her harf, her kelam ciddiyete can, ciddiyete nefes.. İbadet referanslı etik kazanımların özü de ciddiyet. Her ibadet, deruni veçhesiyle olduğu gibi ritüel yanıyla da bir ciddiyet öğretisi. Namazdaki rükünler, oruçtaki yasaklar, zekattaki nisaplar ve hacdaki sınırlar hep birer ciddiyet pratiği. Nafilelerdeki süreklilik tavsiyesi de öyle. Hadiste: “Allah’a en sevimli amel, az dahi olsa devamlı olanıdır” buyrulması bu bağlamda yapılmış önemli uyarı.

Topyekun insanlık davası ciddiyete talip. Bireyler arası münasebetlerden uluslararası ilişkilere kadar bu talebin yelpazesi geniş. Bir yerde, haktan, hukuktan, adaletten bahsediliyorsa, orada ciddiyet söz konusu ediliyor; bir yerde, meslekten, işten, sanattan, zanaattan konuşuluyorsa, orada ciddiyet anlatılıyor, demek. Bütün akitlerde, anlaşmalarda, antlaşmalarda aranan ilk şart, istenen öncelikli güvence yine ciddiyet. Söze kefil o, niyete, eyleme kefil o…

Ciddiyet devlet etiği. Verilen kararların arkasında durmak ve süreklilik esasına bağlı kalmak ciddiyetten nasipli olma oranında reel, o nispette gerçekçi… Devlet adamını sıradan siyasetçiden ayıran en belirgin özellik de şüphesiz bu haslet. Devlet yapılanmasının omurgası bürokrasi, bürokrasinin aslı, esası, temeli ise ciddiyet. Kişiliği ele veren bir olgu olma yönüyle ciddiyet; vakar, ağırbaşlılık.

Aceleye, hissi karara kapalı temkin hali. Gurura düşmeyen onur. İlkeli, prensipli, disiplinli yaşamın, doğruluk, çalışkanlık ve güvenilirlikle özdeş bir terkibe ulaşması hadisesi. Başka değil ciddiyet, ancak bir irade zaferi..

Ciddiyet Kültürümüz” üzerine 2 yorum

  1. Güzel bir yazı, kaleminize sağlık! Diliniz bana biraz ağır gelse de, söylemek istedikleriniz anlaşılıyor. Eskiden çalıştığım departmanın müdürüne sakinliğini ve profesyonellliğini nasıl koruduğunu sormuştum, bana hayatı ciddiye almadığın söylemişti, hala bunun nasıl yapılabileceğini aklımda oturtabilmiş değilim! Bu konuda yorumlarınızı merak ediyorum.

    • Teşekkür ederim değerli yorumunuz için Kaan Bey. Dilimizde ki eski kelimeleri biraz daha seyrek kullanırsak sanıyorum bu sorunu da zamanla çözerim. Ama fakat ve lakin bazı kelimelerin yerini Türkçe tam olarak doldurmadığı için eski kelimeleri kullanmak durumunda kaldığımı da bilvesile paylaşmış olayım…
      Diğer taraftan, departman müdürünüzün bu söylemi ile benim anladığım aslında hayatı ciddiye almadığından ya da bir yaşam biçimi, hayat felsefesi olmadığından değil de daha çok gayretle çalışıp takdiri Allah’a bırakmak olgunluğuna erişmek gerektiği yönünde bir görüş bildirmiş olabilir diye düşünüyorum. Neticede bir departmanın müdürü olmak için gerçekten bir birikim gerekir. Bu birikimi ciddiyetsiz insanlarda görebilmek mümkün değil. Demek ki müdür beyin düşünce platformunda bir hedefi ve gayesi varmış. Bu hedef ve gayeye ulaşmak, hedefi tam 12’den vurmak için ciddi çalışmalar yaparak bulunduğu makama veya konuma gelmiş olmalı.
      Son tahlilde müdür beyin bu söyleminden;
      kendisini aşırı kaderci
      boş konuşmayı seven biri
      ya da gayreti insana, takdiri Allah’a bırakmış
      bir yerli olarak izlenimi de çıkartabiliriz.
      Bize düşen bu üç karakter analizinden bir insan olduğu için güzeli görmek gerekir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s